Akşam çalışma rutini: günün son üç saatini kurmak

Akşam çalışma rutini: günün son üç saatini kurmak

Saat 21.50. Sofra kalktı, çay demlendi, salonda televizyon açık ve sen kanepenin ucunda telefonla oturuyorsun.

Masaya oturacaksın. Yirmi dakikadır oturacaksın.

23.05’te odaya geçiyorsun, defteri açıyorsun, dört satır okuyorsun ve yatıyorsun.

Akşamın sorunu saatlerin azlığı değildi. Üç saat vardı. Sorun, o üç saatin başında bir karar bekliyor olmasıydı ve akşam, günün karar vermek için en pahalı saati.

Kural: akşam karar verilmez, akşam sıra takip edilir

Sabahki sen bir plan yapabilir. Akşamki sen yapamaz — ve akşamki sen, sabahki senin yaptığı planı uygulamaya razı olur, çünkü uygulamak karar vermekten ucuz.

Yani akşam rutini bir motivasyon meselesi değil, bir hazırlık meselesi. Ne çalışacağın, nerede oturacağın ve ne zaman kalkacağın akşam sekizde belli değilse, o akşam çoktan kaybedilmiştir.

Kararı sabah ver, akşam sadece sırayı takip et. Aşağısı bu sıranın nasıl kurulduğu.

Akşamın üç engeli

Yemek sonrası çöküş. Yemekten sonraki ağırlık gerçek ve tek başına porsiyonla ilgili değil; öğleden sonraki çöküş, insanlar öğün atladığında bile sirkadiyen araştırmalarda görünüyor. Akşam için pratik sonucu şu: yemekten hemen sonra masaya oturan plan, en kötü kırk dakikayı en zor işe ayırıyor.

Ev. Kütüphane sessiz olmayı seçmiş insanlardan oluşuyor; ev seçmemiş insanlardan. Salondaki televizyon, mutfaktaki konuşma, üst kattan gelen adımlar — hiçbiri sana karşı değil, hepsi tam olarak orada.

Ekranın kendisi. Akşam saatlerinde telefona uzanma sıklığı gün içindekinden farklı değil, ama bedeli farklı: gün içinde kaybedilen on dakikanın yerine koyacak saatler var, 22.40’ta yok.

Bu yazının sana bir rakam vermeyeceğini de söyleyeyim. “Saat şundan sonra beyin öğrenmez” diye bir bulgu yok. Uykunun öğrenmeyi pekiştirdiğine dair tutarlı bir literatür var, ama bu “akşam çalışmak sabah çalışmaktan iyidir” demek değil; o karşılaştırmanın kanıtı o kadar net değil. Akşamı savunmanın gerçek sebebi daha sıradan: çoğu insanın elinde sadece o var.

Yirmi dakikalık geçiş

Mesaiden ya da okuldan gelen kişi, doğrudan çalışan kişiye dönüşmüyor. Arada bir geçiş var ve o geçişi planlamazsan yerine televizyon geçiyor.

Yirmi dakika, üç fiziksel adım, hep aynı sırada:

  1. Üstünü değiştir. Dış kıyafet çıkıyor. Beden için günün ilk bölümünün bittiğine dair en net sinyal bu ve hiçbir maliyeti yok.
  2. Elinle bir iş yap. Bulaşık, çay, masayı toplamak. On dakikalık, düşünmeyen bir iş. Kafanın soğuduğu yer burası.
  3. Masayı kur, sonra otur. Defter açık, telefon başka odada, ışık yanıyor. Kurulum bitmeden oturmuyorsun; çünkü kurulumla başlayan seansın ilk on dakikası kurulumla geçiyor.

Sıranın kendisi önemli değil. Aynı olması önemli. İki hafta sonra üstünü değiştirmek, çalışmanın başladığı anlamına gelmeye başlıyor ve o noktadan sonra kararı sıra veriyor.

İki blok, tek karar

Akşama üç blok koyan plan iki blok yapıyor. İki blok koyan plan iki blok yapıyor. Aradaki fark, ikincisinde suçluluk olmaması.

Saat Ne Kural
20.10–20.30 Geçiş Ekran yok. Bu blok sayılmıyor ve sayılmadığı için çalışıyor
20.30–21.20 Blok 1 · 50 dk Günün en zor işi. Tek cümleyle yazılmış, akşam seçilmemiş
21.20–21.35 Mola Masadan kalk. Salona girme; salona giren geri gelmiyor
21.35–22.00 Blok 2 · 25 dk Tekrar, soru ya da kapalı kaynak hatırlama
22.00 Bitti Defteri kapat. Yarının tek cümlesini yaz, sonra kalk

Son satır en çok atlanan satır ve en ucuz olanı. Yarının işini bu akşam tek cümleyle yazdığında, yarın akşam masaya oturan kişi karar vermek zorunda kalmıyor. Bütün rutinin taşıyıcı kolonu o cümle.

Yemekten sonra uykum geliyor, ne yapmalıyım?

Üç seçenek var ve üçü de meşru.

Bloğu yemekten önce al: 19.00–19.40, sofra kurulmadan. Bu, elindeki en iyi kırk dakika olabilir ve çoğu insan hiç denemiyor.

Ya da yemekle blok arasına yirmi dakika yürüyüş koy. Ekrana bakarak geçen yirmi dakika aynı işi görmüyor.

Ya da o akşamı ikinci bloğa indir: yalnızca 25 dakika, yalnızca tekrar. Yorgun bir akşamda tekrar iş görüyor; yeni konu görmüyor. Kendini uyanık olmadığın bir akşamda yeni konuya zorlamak, o konuyu iki kez öğrenmek demek.

Kısa bir uykuyu deneyeceksen kısa tut. Uzun şekerlemeden sonra girdiğinden daha kötü uyanıyorsun ve akşamın tamamı gidiyor.

Ev, ses ve diğer insanlar

Evle tek bir konuşma yapılıyor ve bu konuşma akşam 21.00’de değil, hafta sonu yapılıyor.

Konuşmanın içeriği kısa: hangi saatler, hangi oda ve ne zaman biteceğin. Süresi olmayan bir istek — “akşamları çalışacağım” — kimse tarafından ciddiye alınmıyor, çünkü kimse ne zaman biteceğini bilmiyor. “20.30 ile 22.00 arası, arka oda” ciddiye alınıyor.

Ses için üç kademe, ucuzdan pahalıya: kulak tıkacı, kulaklıkla alçak sesli maskeleme ve odanın değişmesi. Kahverengi gürültü, apartmanın en yaygın rahatsızlığında — alt kattan gelen bas, koridordaki adımlar — diğerlerinden iyi iş görüyor; hangi rengin neye karşı çalıştığı ayrı bir konu, ama sözlü müziğin okuma ve yazmayla birlikte gitmediği kısmı burada hemen işine yarar.

Ramazan gibi akşam saatlerinin tümüyle kaydığı dönemler için ayrı bir plan yaz, mevcut planı zorlamaya çalışma. İftardan sonraki blok yorgun bir blok; sahurdan önceki blok ise yılın en sessiz saatlerinden biri ve bazı insanlar için o ay boyunca en iyi çalışma zamanı.

Gece yarısı duvarı

Akşam rutininin başarısızlığı genelde başlamamak değil, durmamak. 22.00’de bitmesi gereken blok 23.40’a uzuyor, ertesi sabah geç kalkılıyor, ertesi akşam yorgun başlıyor ve üç günde düzen dağılıyor.

Bunun tek çaresi bitiş saatini başlangıç saati kadar ciddiye almak. Bitirme saatini akşamın başında yaz, sonuna değil.

Bir de gecikmiş akşamların kendine ait bir tuzağı var: geç bitirilen bir blok o gün için iyi hissettiriyor ve ertesi günü ödünç alıyor. On günlük bir düzende kâr, tek bir akşamda kâr gibi görünüyor.

Kaçırılan akşamlar da olacak; misafir, iş, hastalık, kötü bir gün. Kural iki kelime: iki kez üst üste kaçırma. Bir akşam kaçırmak veridir, iki akşam yeni düzendir — alışkanlığı ayakta tutan şey kusursuz bir seri değil, ertesi gün geri dönmek.

Bu rutin kime uymaz

Sabahçıysan. Bazı insanların akşamı hiç geri gelmiyor ve bunu zorlamak, iyi olan sabahı da yoruyor. Sabah 06.30’da kırk dakika, akşam 22.00’de iki saatten fazla iş görüyorsa, akşamı çalışmaya değil dinlenmeye ver.

Vardiyalı çalışıyorsan. “Akşam” senin için sabit bir şey değil. Saat yerine sıra kur: vardiyadan çıkıştan iki saat sonra, nerede olursan ol. Sabit olan saat değil, mesafe.

Evde küçük çocuk varsa. Akşam bloğu çoğu zaman yok. Gerçek olan blok sabahınki ve onu kurtarmak, akşamdan bir şey beklemekten çok daha getirili.

Sınav haftasındaysan. Bu rutin bir bakım rutini, kriz rutini değil. Sınav haftasında akşamın şekli değişiyor ve normale dönmesi de bir hafta sürüyor; bunu baştan kabul et.

Ve akşamlar bir sınava hazırlığın tek kaynağıysa, tek başına akşam yetmiyor: mesaiyle birlikte yürüyen bir hazırlığın günün başka yerlerinde de bloklara ihtiyacı var. Akşam bloğu, telefonun her akşam aynı saatte kazandığı bir evde de tutmuyor; orada önce telefonun kendisi çözülüyor.


Fomodo seansı çalıştırıyor, dikkat dağıtan uygulamalara blok boyunca kalkan çekiyor ve akşamın nasıl geçtiğini kaydediyor. Yapamadığı şey tam olarak bu yazının konusu: salondaki televizyonun sesini kısamıyor, kimseye “bir buçuk saat sessiz olun” diyemiyor ve evle o hafta sonu konuşmasını senin yerine yapamıyor. Kapıyı kapatan sensin.

Kayıt telefonunda duruyor ve kimseye gösterilmiyor; iCloud eşitlemesi açık geliyor, istersen kapatıyorsun. 23.10’da yapılan on beş dakikayı gören tek kişi sensin — ve bir sonraki akşam masayı yeniden kurmak için çoğu zaman bu yetiyor.

Bu akşam tek bir şey yaz: yarın 20.30’da ne yapacağını. Bir cümle. Rutinin geri kalanı onun üstüne kuruluyor.

MT
Minh Trần

Dikkat bilimi ve odak araçları tasarımı üzerine yazıyor.

Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir